bmw logo

BMW

(1945–1952)Doğu Almanya

Şirket, 1913 yılında Karl Friedrich Rapp tarafından Almanya’nın Münih kentinde kurulmuştur ve mimari olarak meşhur merkezi halen oradadır. İlk zamanlarda sadece uçak motoru üreten şirket, 1928 yılında satın aldığı Fahrzeugtechnik Eisenach A.G. otomobil şirketinden sonra otomobil üretimine girmiştir. BMW ilk otomobil seri üretimini 1929’da 3/15 PS ismindeki otomobil ile başlamıştır. 1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile birlikte müttefik kuvvetler firmanın fabrikalarını kullanılamaz hale getirmiş ve BMW 1948 yılında daha ucuz motorsiklet üretimine geçene kadar mutfak ve bahçe malzemeleri üretmiştir. BMW’ nin otomobil piyasasına dönüşü 1950′ li yıllarda olmuş olsa da düşük satışlar pek iç açıcı olmamış ama firma 1960′ lı yıllarda muhtelif spor sedan ve spor kompakt modeller ile başarıyı yakalamıştır.

1925 BMW Fabrika Binası

BMW ilk olarak uçak motoru üretimi yapan bir firmaydı. Bu yüzden parçalı amblemin mavi kısmı gökyüzünü beyaz kısmı da uçak pervanesini temsil etmektedir. Başka bir iddia ise amblemdeki mavi beyaz renklerin Bavyera eyaletinin renklerinden geldiğidir.

Geçmişten Günümüze BMW Logoları
BMW R32 Üretim Hattı, 1923
BMW R32 Modeli 1923
Bayerische Motoren Werke (BMW Motorrad) Londoner-Olympiashow’da 1929

BMW Motorrad,1917 yılında BMW’nin ilk motosiklet üretimini uçak üretiminden uyarladığı sağlam ve güçlü bir teknolojiyle hayata geçirdi. İlk başarılı motosiklet üretimini ise BMW R32 modeli ile 1923’de gerçekleştirdi ve bu motosiklet BMW’nin ürettiği ilk çift silindirli ‘Boxer’ hava soğutmalı motoru oldu. Bu motor tipi birçok revizyondan geçmekle birlikte prensipte aynı olacak şekilde günümüz teknolojisine uyarlanarak tüm R tipi BMW motosikletlerde kullanılmaktadır.

II. Dünya Savaşı süresince BMW R75 tipi motosikletine sepet de ekleyerek personel ve mühimmat taşıma amacı ile orduya çok miktarda motosiklet satmıştır. Zündapp KS750 motosikletinden esinlenerek imal edilen bu motorlarda sepetin tekerlekleği de motordan tahrik almaktaydı. 1983’de su soğutmalı ve gerek üç gerekse de dört sıralı silindirden oluşan K serisi spor motorları piyasaya lanse etti. Kısa bir süre sonra da zincir tahrikli ve tek veya çift silindirli F ve G serisi motorları da piyasaya sürdü.

BMW otomobilden gelen teknoloji transferi ve AR-GE çalışmaları sayesinde, motosiklet dünyasına kazandırdığı birçok yenilikle sürüş güvenliği alanında çığır açmaktadır. Dünyanın en hızlı yarış motosikleti üretimi ile başlayan serüveni yalnızca arazi yarışlarında ve yarış pistlerinde değil, tüm motosiklet dünyasında BMW markasını ön plana taşır. Ürettiği unutulmaz modeller ve dünya çapında en çok satan motosiklet unvanıyla benzersiz bir tutkunun temsilcisi haline gelmiştir. Daima yeniliklerle dolu, önüne geçilemeyen performansa sahip motosikletler üreten BMW Motorrad’ın zirve sahibi olmasında bu etkenler büyük rol oynar.

BMW Üretim Hattı 1948

Bunun yanı sıra BMW ürettiği 4 ve 6 silindirli motosikletleri ile de dünyanın en iyi motor üreticisi olduğunu kanıtlamıştır.

KRONOLOJİK BMW TARİHİ

BMW MOTOR 1916 : “Rapp Motorenwerke AG” ve “Gustav Otto Flugmaschinenfabrik” adlı firmalar “Bayerische Flugzeugwerke AG” ismi altında birleştiler. Bir süre sonra da ‘Bavyera uçak Fabrikaları’ olan ünvanı, ‘Bavyera Motor Fabrikaları’ anlamına gelen “Bayerische Motoren Werke AG” şekilde değişti ve BMW markası doğdu.

BMW MOTOR 1917 : Temeller
Max Friz R32 modelini tasarlıyor.

Max Friz, Yatık çift boxer motorun babası.
BMW MOTOR R32 Modeli

BMW Motorrad ilk çıkışını 2 Ocak 1917’de yapıyor: Bu tarihte, 33 yaşındaki mühendis Max Friz BMW’de çalışmaya başlar. Suabiyalı mühendis, Stuttgart’ta önceki patronu Paul Daimler’in yanındaki işinden kısa süre önce ayrılmıştır. Daha sonra görüldüğü üzere, bu, BMW için çok talihli bir gelişme olmuştur. Çünkü, 28 Haziran 1919 tarihli Versay Anlaşması gereğince uçak ve uçak motorlarının yasaklanmasından sonra, BMW’nin varlığı belirsiz bir hal almıştır. Kısa süre içinde BMW’nin baş tasarımcısı olan Max Friz, tüm dikkatini motosikletlere yöneltir. 1922 yılının Aralık ayında, ilk siparişin verilmesinden henüz 4 hafta bile geçmemişken, Friz, ilk BMW motosikleti orijinal boyutuyla çizim tahtasına yerleştirir. BMW yatık çift “boxer” motorunun tahrik konsepti, yeni tasarımın temelini oluşturur.

1920’ler

BMW Motorrad’ın yarış başarısı

BMW MOTOR 1925: R 37, yarış kapısını açıyor

BMW boxer konsepti artık, yüksek kaliteli olarak ve BMW’nin motosiklet üretimi için uçak üretiminden uyarladığı sağlam ve güçlü bir teknolojiyle hayata geçirilmiştir. BMW boxer kısa süre içinde, malzeme ve teknoloji bakımından her zaman en fazlasını isteyen profesyonel yarışlar için ideal bir temel model haline gelmişti. Şüphesiz, R 32’nin 8 bg’lik standart çıkış gücü de bir şekilde arttırılmalıydı. Bunun üzerine kendisi de aktif bir motosiklet yarışçısı olan ve 1923’ten beri mühendis olarak BMW’de çalışan Rudolf Schleicher, projenin sorumluluğunu üstlenir. Süspansiyonlu supaplarla hafif alaşım bir silindir kafası bulunan, çelik bir silindir tasarlar. 1925 yılının R 37’si, 500 ccm hacmi ve 16 bg motor gücü ile önceki modelin iki katı güce ulaşır. Bu model, BMW yarış motosikletleri için temel oluşturur ve yalnızca arazi yarışlarında ve yarış pistlerinde değil, tüm motosiklet dünyasında BMW markasını öne plana taşır. Tüm bunların sonucunda da, 1924 ile 1929 yılları arasında, 500 ccm kategorisindeki tüm Almanya Şampiyonalarını BMW kazanır.

BMW 494cc Boxer Motor Diagramı, 1923

1929 : Dünyanın en hızlı motosikleti

1929’da hız rekorunu kırmak için yol çıkan model temel tasarım olarak, hala Schleicher’in modelidir. Motorun kompresör aracılığıyla güçlendirilmesini de içeren birkaç teknik değişikliğin ardından 19 Eylül 1929’da beklenen an sonunda gelir. Ernst Henne, Münih’in kuzeyindeki Ingolstädter Landstrasse’de saatte 216 kilometrelik bir hıza ulaşır ve o zamanki dünya rekorunu 10 km/sa farkla geride bırakır. İzleyen yıllar boyunca, Henne, bu alanda İtalyan ve İngiliz motosiklet sürücüleriyle çekişerek yeni rekorlara imza atar.

1920’LERİN MOTOSİKLETLERİ

R 32 Modeli
Orijinal BMW R 32 Çizimi, 1923

1923 : İlk BMW motosikleti daha önce diğer üreticilere tedarik edilen iki silindirli, dört zamanlı boxer motor kullanılarak üretilmiştir. Bu modelde, motor enine yapılandırıldı ve doğrudan bloke edilmiş üç ileri vites takıldı. Tahrik kuvveti aşınma ve yıpranmaya yatkın zincirli tahrik yerine, bir kardan mili aracılığıyla arka tekerlek üzerindeki gresle doldurulmuş konik dişli muhafazasına aktarıldı. Uzunlamasına yivlere sahip silindirler, silindir kapakları ile birlikte tek parça dökümlüydü ve dikey valfler içeriyordu.

R37 Modeli

1925 : R 32’nin düz yaylı ön tekerlek salıncağına, ön ve arka takoz bloğunda kampanalı frenlere sahip, üstünde değişiklik yapılmamış yürüyen aksamı üzerinde artık yeni bir spor motor yer alıyordu. R 37 yola çıkmaya hazırdı. Kapalı alüminyum silindir kapaklarında üstten valfler mevcuttu ve bu alüminyum silindir kapakları dünyanın ilk standart motosiklet üretimi oldu.

R39 Modeli

1925 : İlk BMW tek silindirli motor R 39’dur. Spor model için tasarlanmış motor, R 32’nin kısaltılmış yürüyen aksamı üzerinde 250 cc’lik silindir hacminden 6,5 bg’lik güç üretir. R 39 eski tip blok fren yerine kardan flanşı üzerinde harici bir kaliper frene sahip ilk motosiklet olurken motor ve silindir tek parça olarak dökülür.

R63 Modeli

1928 : 750 cc modeli için, soğutmayı artırmak üzere enine silindirlerle birlikte alışılmış biçimde uzunlamasına yapıda monte edilen R 57 motorun silindir boşluğu 83 mm’ye çıkarılır. Bu model 24 bg’lik gücü ve 120 km/sa’lik azami hızıyla 1920’lerin sonuna dek en sportif BMW modeli olarak kalır.

R11 Modeli

1929 : R 11’de, mapalı ve kaynaklanmış boruların yerini preslenmiş çelik profilden şasi ve çatal borular alır. Özellikle sepetle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış yeni şasinin dengesi olumlu bir etki yaratır. Motosikletler artık daha sağlam hale gelir ve Almanya dışında yaşayanlar arasında motosiklet tasarımında “Alman Ekolü” söylentileri yayılmaya başlar. BMW motorlarını özenle geliştirerek R 11 için toplamda beş seri üretir.

R16 Modeli

1929 : Ayrıca, 1930’ların başında, yeni yürüyen aksama iki karbüratör donanımlı spor bir motor eklenerek çıkış gücünün 33 bg’e yükselmesi sağlanır.

1929 : R 63, F 800 GS ile bir arada.

1929’da bir BMW R63 boxer Çek şehri Roztoky’de tepe tırmanma yarışını kazandığında, BMW Motorrad önceden keşfedilmemiş yükseklikleri gözüne kestirir. Modern anlamda bir arazi motoru olmasa da, tüm gücünü kazanmaya adayabilecek bir makine olduğu inkar edilemez. 750 cc hacmindeki çift silindirli motor 24 beygirlik gücü tahrik mili aracılığıyla olağanüstü bir verimlilikle zemine aktararak motosikletin en dik eğimlerle mükemmel bir şekilde başa çıkmasını sağlar. Zemin tipi ne olursa olsun motosiklet sürmeyi, normal bir yol sürüşü tecrübesine yaklaştıran F 800 GS gibi son teknoloji BMW GS modelleriyle bu deneyim, şimdi daha heyecan verici, dinamik ve eğlenceli şekilde yaşanıyor.

1930’lar
Schleicher R 5’i geliştirir.

1936-37 : Mühendis Schleicher’in yenilikleri

BMW R 5, Rudolf Schleicher tarafından hazırlanan tamamen yeni bir tasarımdır. 24 bg motor gücü ve 500 ccm hacmiyle ve elverişli ağırlığı sayesinde, o zamanların en sportif motosikletlerinden biri olur. BMW R 5, tünel gövde ve iki eksantrikli motor, pedal ile vites değiştirilen bir şanzıman, kusursuz çizilmiş ve elektrikle kaynaklanmış koni biçimli oval borulardan oluşan bir yürüyen aksam, teleskopik çatalda ayarlanabilir sönümleme özelliği ve o zamana kadar yaygın olarak kullanılan basamak plakaları yerine ayak dayamalara sahiptir.

1935 : İlk hidrolik teleskopik çatal

R 12 ve R 17 ile birlikte, BMW, tüm dünyada, mevcut yaprak yaylı çatalın yerine hidrolik sönümlemeli teleskopik ön çatal kullanan ilk motosiklet üreticisi oldu. Bugüne kadar hemen her motosiklette kullanılan bu prensip önceleri yarış pistlerinde başarıyla kullanılmıştı. Yenilikçi teknoloji arazi yarışlarında, dağ ve pist yarışlarında ve hiç de hafife alınmayacak biçimde Ernst Henne’nin dünya rekoru kırdığı yarışlarda zorlu denemelerden geçti.

İlk hidrolik sönümlemeli teleskopik ön çatal süspansiyon sistemi, BMW R 17, 1935

1930’lar
BMW, Avrupa’nın yarış pistlerinde büyük ses getirir.

1937 : Efsanevi hız rekoru

Frankfurt-Darmstadt otobanı üzerinde, Ernst Henne, 108 bg motor gücüne sahip en son 500 ccm’lik kompresörlü motosikletle yeni bir dünya hız rekoru girişiminde bulunur. Motosiklet tümüyle kaplanır ve gerekli geliştirmeleri elde etmek için aerodinamik fikirler uygulanır. Sonunda Ernst Henne, 279,5 km/sa hızla, iki tekerlek üzerinde dünyanın en hızlı adamı olur. 28 Kasım 1937 tarihli bu dünya rekoru, 14 yıl boyunca kırılamaz.

1938 : Schorsch Meier, “Demir Adam”

65 bg BMW kompresörlü motosiklet ile Avrupa’nın yarış pistlerinde büyük bir patırtı kopartır. Sonuçlar ortadadır. 1938’deki ilk sezonunda, BMW fabrikasının sürücüsü Georg Meier Avrupa Şampiyonası’nı kazanır. 1939’da zamanın haftalık haber dergilerinde kendisinden “Demir Adam Meier” olarak söz edilen Georg “Schorsch” Meier, uluslararası gazete başlıklarında yerini alır. BMW adına yeni bir zafer kazanarak, Isle of Man’de gerçekleştirilen efsanevi “Senior Tourisat Trophy” yarışını yabancı üretim bir motosikletle kazanan İngiliz asıllı olmayan ilk sürücü olur.

1930’LARIN MOTOSİKLETLERİ

R2 Modeli

1931 : R 2, preslenmiş çelik şasinin daha hafif bir tipine sahip lisanssız 200 cc sınıfı için yeni bir tek silindirli motora sahip olur. İlk kez arka tekerlekte kampanalı fren kullanılır.

R4 Modeli

1932 : R 4, güçlendirilmiş R 2 yürüyen aksamı ile daha yüksek hacimli, tek silindirli bir modeldir ve hem devlet daireleri tarafından hem de arazi spor modeli olarak kullanılmak üzere tasarlanır. Sağa yatkın krank mili, gücü doğrudan arka tekerleğe aktarır.

R12 Modeli

1935 : R 12, hidrolik sönümlemeli teleskopik ön çatalın bir motosiklette kullanıldığı ilk model olur. Bu özellik, önceki düz yaylı salıncakla kıyaslandığında konfor ve sürüş kolaylığı açısından önemli bir gelişme yaratır. Hiçbir değişiklik yapılmadan üretilmiş çelik şasi, bir SUM ya da iki Amal karbüratörle sunulan düz başlı bir motora sahiptir. Boxer modelleri için yeni olan özellikler ise, dört ileri vites ve önceki Kardan frenler yerine arkada kampanalı frenlerin kullanılmasıdır.

R17 Modeli

1935 : Spor modelde güçlü OHV (üstten valfli) motora sahip R 17. Bu özellik motorun saatte 140 km gibi inanılmaz bir azami hıza ulaşmasını mümkün kılar.

R5 Modeli

1936 : R5, tünel gövde ve iki eksantrikli motor, pedalla kontrol edilen şanzıman, oval borular şeklinde eksiz olarak çekilmiş koni biçimli borulardan oluşan şasi, teleskopik çatalda ayarlanabilir sönümleme özelliği ve basamak plakaları yerine ayak dayamaları ile Rudolf Schleicher tarafından baştan ayağa yeniden tasarlanır.

R51 Modeli
BMW R 5 – 1936

1938 : Yeni boru tipindeki şasi, düz arka tekerlek süspansiyonunun eklenmesiyle önemli ölçüde geliştirilir. Tasarımcı Alexander von Falkenhausen’in Altı Gün Yarışına başarılı şekilde dahil olması, teknik açıdan etkileyici bu yeniliğin değerinden şüphe edenleri ikna eder.

R66 Modeli

1938 : Yeni boru tipindeki şasi, düz arka tekerlek süspansiyonunun eklenmesiyle önemli ölçüde geliştirilir. Yeni üst model R 66’da 30 bg gücünde 600 cc OHV motor kullanılarak, 145 km/sa’lik inanılmaz bir hıza ulaşılır.

1940’lar

1948-50 : Öncü ruh ile yola devam

40’ların başlarında savaş nedeniyle Eisenach’a taşınan tüm motosiklet üretim tesisleri ve tasarım dokümantasyonu, artık Münih’te BMW için erişilemez hale gelmiştir. Münih, Berlin ve Eisenach’daki üretim tesislerinin sökülmesi, savaştan sonra BMW için sonun geldiğini göstermektedir. Amerikan ordusu için yapılan onarım çalışmaları ve günlük kullanım için farklı malzemelerin üretimi, 1948 sonunda motosiklet üretimine yeniden başlayana kadar şirketin ayakta kalmasını sağlar.

1948 : R 24 ile yeni bir başlangıç

Savaş sonrası ilk BMW motosikleti, savaş öncesi bir motosiklet temel alınarak Münih’te üretilir. Yeni başlangıç zorluklarla kuşatılmıştır, ancak başka şirketlerden ödünç alınan üretim makineleriyle bir ölçüde destek sağlanır. Aynı zamanda Müttefiklerden lisans almak da gereklidir; başta alınan lisans, yalnızca 250 cc ile sınırlandırılmış tek silindirli motosikletlerin üretilmesine izin verir. Tasarım planları yaz mevsiminde hazır durumdadır, ancak ilk BMW R 24’ün teslimatı 1948 yılbaşının hemen öncesinde gerçekleşir. Sonraki yıl, 12 bg motosikletten 10.000 adet kadar üretilir, bir yıl sonra bu rakam 17.000’e çıkar.

BMW R 24 – 1948
BMW R 24 Üretim Hattı – 1948

BMW R 24 : 247 ccm, 12 bg

Önceki R 23’ün yürüyen aksamında, artık santrifüjlü olarak düzenlenen ateşleme ayarlı, modernize edilmiş tek silindirli bir motor vardır. Mandallı pedalla vites değiştirilen dört ileri vitesli şanzıman ise diğer bir yeni özelliktir. BMW, R 24 ile oldukça saygın bir geri dönüş gerçekleştirir ve ilk müşteriler arasında Almanya Cumhurbaşkanı Theodor Heuss’un korumaları da yer alır.

1940’LARIN MOTOSİKLETLERİ

R 24 Modeli

1948 : Eski R 23’ün yürüyen aksamı artık santrifüjlü şekilde yönetilen ateşleme sistemiyle modern hale getirilen tek silindirli bir motor ve ayrı başlıklara mont edilen salıncak desteklerine sahiptir. Ayrıca yeni bir özellik de mandallı ayak kontrollü dört ileri vitesli şanzıman ve Amal yerine Bing marka karbüratördür.

R75 Modeli

1941 : Askeri kullanıma uygun olarak, sepetli arazi tipi şeklinde tasarlanan R 75 yeni geliştirilmiş bir OVH motora, düşük redüksiyon oranına sahip bir vites kutusuna ve geri vitese sahiptir. Motosiklet; diferansiyel kilitli sepet tekerleği tahrikine, cıvatayla tutturulmuş boru tipi şasiye ve arka tekerlekte hidrolik frene sahiptir. Bu model askeri kullanım amacıyla üretilmiş tek BMW motosikletiydi.

1950’ler
1951 : R 68 – 100 MİL YARIŞÇISI

R 68 ile birlikte, BMW üst düzeyde sportif bir ürün geliştirmiştir. 160 km/sa standart azami hızıyla, BMW R 68, ellilerin en üst modeli olarak kabul edilmektedir. 100 mil yarışçısı R 68’in Uluslararası Bisiklet ve Motosiklet Fuarı’ndaki tanıtımıyla, BMW, en üst sınıf uluslararası motosiklet yapımı alanına geri dönüşünü ilan eder.

1950’ler
BMW MOTOR SPORLARINA HIZLI BIR GİRİŞ YAPIYOR

Motor sporları için valflerin dikey şaft aracılığıyla kontrol edildiği, efsanevi BMW RS modelinin küçük bir versiyonu üretilir. Model 200 km/sa’lik inanılmaz bir hıza ulaşır ve Almanya ve ötesinde birçok özel sürücü tarafından sayısız zafer elde edilmesini sağlar. 1954 yılında, BMW, motosiklet ve sepet kombinasyonlarıyla düzenli olarak dünya şampiyonluklarında zafer kazanmaya başlar.

Wilhelm Noll ve Fritz Cron RS, sepet kombinasyonuyla dünya şampiyonluğunu kazanan ilk takım olur. Buna ek olarak, Noll, 280 km/sa hıza ulaşarak motosikleti BMW adına başka bir rekor daha kırmak için kullanır. Bu oldukça yüksek bir hızdır!

1956 şampiyonasında kısa bir mesafeyle kaybeden Walter Zeller, ikinci olarak yarış pistinde tek sürücülü BMW ile en iyi dereceyi elde eder.

1950’LERİN MOTOSİKLETLERİ

R 51/3 Modeli

1951 : Herkesçe tanınan yürüyen aksam artık manyetoyu da tahrik eden merkezi kam miline sahip yeni motorlara sahiptir. Dinamo krank milinin uç kısmının önüne yerleştirilir ve iki zincir tahrikli kam mili yerine merkezi bir kam mili kullanılır.

R 25/3 Modeli

1954 : R 25/3 modeli bazı temel yeniliklere sahiptir. Daha güçlü bir motorun yanı sıra, poyra üzerinde frenler, 18 inç jantlar ve hidrolik olarak sönümlenen teleskopik çatal; konfor, güvenlik ve motosiklet sürmenin keyfini sunmuştur. 47.00 adet satılan R 25/3, 1990’lı yıllara kadar en çok satan BMW Motorrad modeli olarak kalır.

R68 Modeli

1952 : Yalnızca görsel açıdan farklılık yaratan valf kapakları ve dar çamurluklarıyla yeni spor motor daha büyük valf ve karbüratörlere, farklı bir kam miline, yüksek sıkıştırma oranına ve iğne yataklı külbütör kollarına sahiptir. 35 bg gücündeki çıkışı R 68’in 160 km/sa’lik bir azami hıza ulaşmasını sağlamıştır. Bu, BMW R 68’i ilk Alman “100 mil yarışçısı” haline getirmiştir.

R50 Modeli

1955 : BMW R 50 tam salıncaklı yürüyen aksama sahip yeni nesil motosikletlerin ilk modelidir ve arka tekerlek yaylı bağlantılı uzun bir salıncak üzerinde döner. Ön tekerlek Earles tasarımını temel alan, yine yaylı bağlantılı yatık şekilde yerleştirilmiş bir salıncağa sahiptir. Yay bağlantısı kaplini ile sönümleyiciye sahip üçlü milli, dört ileri vitesli şanzımanın ilk kez kullanıldığı yerdir. R 50 36 bg güç ve 140 km/sa azami hızıyla çok konforlu bir motosiklet olmasının yanı sıra, BMW’nin ünlü güvenilirliği sayesinde Almanya’da ve diğer ülkelerde resmi kurumlarda popüler hale gelir.

1955 : R 26, G 650 GS ile bir arada.

1955 yılında Hollanda’da bir plajda çekilen bu BMW R 26 fotoğrafında da görüldüğü gibi, BMW motosikletleri Almanya dışında da hızla tanınmaya başlar. Motosikletlerde uzun süredir 15 bg güç sağlayan ve saatte 128 kilometrelik etkileyici bir hıza ulaşmasına olanak tanıyan tek silindirli, dört zamanlı bir OHV motor kullanıyordu. Bugün de G 650 GS modeli BMW Motorrad’ın tek silindirle elde ettiği efsanevi başarının mirasına uygun şekilde dakikada 6.500 devirde 48 bg güç üretiyor ve dakikada 5.000 devirde maksimum 60 Newton metre tork sağlıyor. Yolda ya da arazide G 650 GS aynı ölçüde performans gösteriyor.

1960’lar
R 50’nin resmi kurumlarda kullanılması

BMW R 50 tam salıncaklı yürüyen aksama sahip yeni nesil motosikletlerin ilk modelidir, arka tekerlek yaylı bağlantılı uzun bir salıncak üzerinde döner. Ön tekerlek Earles tasarımını temel alan, yine yaylı bağlantılı yatık şekilde yerleştirilmiş bir salıncağa sahiptir. Yay bağlantısı kaplini ile sönümleyiciye sahip üçlü milli, dört ileri vitesli şanzımanın ilk kez kullanıldığı yerdir.
R 50 36 bg güç v

e 140 km/sa azami hızıyla çok konforlu bir motosiklet olmasının yanı sıra, BMW’nin ünlü güvenilirliği sayesinde Almanya ve dış ülkelerdeki resmi kurumlarda popüler hale gelir.

1960’lar
1969 : Münih’ten Berlin’e taşınma.

1945’e kadar uçak motorlarının üretildiği ve daha sonra üretim makinesi tesislerinin kurulduğu Berlin-Spandau’da, BMW motosikletleri yeni yuvalarına kavuşur ve lastiklerine Berlin havası doldurulur. Motosiklet pazarındaki yeni yüksek talep artışına yanıt vermek isteyen BMW, /5 modelleriyle tamamen yeni olarak geliştirilen bir seri üretir. Motosikletlere yönelik tavır değişir; müşteriler boş vakitlerini değerlendirmeye daha fazla yönelmişlerdir ve motosiklet kullanımı daha zengin kesimlerde de giderek daha popüler hale gelmektedir. /5 Serisi, yetmişlerin başlarında modern bir motosiklete ilişkin tüm talepleri karşılar.

1960’lar
BMW motosikletler tüm dünyada.

Altmışlarda BMW, 1955 yılında pazara sunulan ve hem tek başlarına hem de sepetli olarak yarış dengesinde yeni standartlar belirleyen tam salıncaklı modellerin iyi yapılandırılmış yürüyen aksamı üzerine gider. 1969’da, model yelpazesini tamamlamak için iki sportif model olan R 50 S ve R 69 S’nin üretimine başlanır. Bunların ikincisi, azami 175 km/sa hızıyla en hızlı Alman üretimi motosiklettir ve BMW’nin uluslararası alanda en üst sıralara yerleşmesine olanak tanır. BMW motosikletleri yalnızca Avrupa yollarına yayılmakla kalmaz, ABD’deki yolları da fetheder. Altmışlarda üretilen motosikletlerin birçoğu ABD’ye gönderilir, ancak diğer kıtalarda da, BMW motosikletleri giderek artan ölçüde yollarda boy göstermeye başlar.

1960 : R 69, F 800 R ile bir arada.

Motosiklet kullanmak her zaman özel bir şey oldu. Özgürlük, macera ve güçlü bir bireysel ruh her zaman ona eşlik etti. 1955 yılında R 69 modeli bu imajı neredeyse diğer tüm motosikletlerden daha iyi somutlaştırdı. Konforlu tam salıncaklı yürüyen aksam ve 35 beygir gücünde güvenilir bir boxer motor takılan ilk motosikletti ve geniş bir kitle tarafından “Yolların Kralı” olarak tanındı. F 800 R daha önce R 69’un gerçekleştirdiği kadar bir etki yaptı. 87 beygirlik müthiş bir güç ve 86 Newton metre tork sunan su soğutmalı çift silindirli motoruyla herhangi bir eklemeye gerek duymaz. İşlevsel basitlik görsel zarafet ile bir araya getirilmiştir.

1960′LARIN MOTOSİKLETLERİ

R69S Modeli

1960 : Sportif üst model R 69 S piyasaya sunulur. 42 bg gücü ve 175 km/sa’lik azami hızıyla Almanya ve diğer ülkelerde büyük dikkat çeker. R 69 S’in motorunun krank miline bir sönümleyici takılmıştır. Hidrolik direksiyon sönümleyicisi sayesinde iyi bir sürüş kolaylığı elde edilir.

BMW R 69 S – 1960
R 69 US Modeli

1967 : Özellikle Kuzey Amerika piyasasını göz önünde bulunduran BMW 1967’den itibaren teleskopik ön çatallı boxer modellerinin bir versiyonunu sunmaktadır. Bu en önemli yabancı pazarlardan biri olan ABD’de yeni geliştirilen /5 serisinin bekleme süresinin telafi edilmesine yardımcı olur.

R 50/5 Modeli

1969 : /5 serisi, arka tekerlek salıncaklı hafif çift beşikli boru tipi şasi ve teleskopik ön çatal, krank mili ve biyel, üç fazlı jeneratör, akü ateşleme, elektrikli marş motoru, vakumla çalışan gaz kelebeğine sahip karbüratör gibi özellikleriyle boxer modelinin temelden yeniden tasarlanması anlamına geliyordu. Ayrıca, ilk kez siyah ve beyazın yanı sıra gümüş, mavi ve kırmızı gibi farklı renkler de sunuluyordu. R 50/5 giriş seviyesi modeli, 500 cc silindir kapasitesine sahip son “BMW” motosikletiydi.

R 60/5 Modeli

1969 : R 60/5, arka tekerlek salıncaklı hafif çift beşikli boru tipi şasi ve teleskopik ön çatal, krank mili ve biyel, üç fazlı jeneratör, akü ateşleme, elektrikli marş motoru, vakumla çalışan gaz kelebeğine sahip karbüratör gibi özellikleriyle boxer modelinin temelden yeniden tasarlanması anlamına geliyordu. Elektrikli marş motoru standart olarak sunuluyordu. Ayrıca ilk kez siyah ve beyazın yanı sıra gümüş, mavi ve kırmızı gibi farklı renkler de sunuluyordu.

R 75/5 Modeli

1969 : /5 model serisinin en üst düzey modeli olan R 75/5, /5 serisinin diğer modelleri ile aynı yürüyen aksamı sunarken, 750 cc’lik kapasitesi sayesinde etkileyici bir 50 bg çıkışa ve 175 km/sa’lik azami hıza sahiptir. Bu BMW’nin 1960’ların motosiklet patlama

sına ne kadar iyi hazırlanmış olduğu anlamına geliyordu.

1970’ler
R 100 RS rüzgar tünelİnde doğdu!

R 100 RS, BMW Motorrad’ın standart tam aerodinamik kaplamalı olarak rüzgar tünelinde geliştirdiği ilk seri üretim motosiklet olur. Aerodinamik ilkelere uymanın yanı sıra geliştiricilerin kafasındaki öncelikli düşünce sürücüyü rüzgardan ve kötü hava koşullarından korumak olur. Buna ek olarak, R 100 RS, 1 litre silindir kapasitesine sahip ilk BMW motosikletidir. 200 km/sa’lik azami hızıyla motosiklet hız açısından da lider konuma geçer, ancak rakip motosikletlerin aksine sürücü aerodinamik kaplamanın ardında dik konumda oturabilir. Bu şekilde, BMW spor gezinti motosikleti sınıfını ortaya çıkarır. Olağanüstü!

1970’LERİN MOTOSİKLETLERİ

R 90 S Modeli

1973 : R 90, S 750 cc’nin üzerinde bir silindir kapasitesine sahip ve 200 km/sa azami hıza ulaşan ilk BMW modelidir ve sahip olduğu çift disk fren güvenilir bir frenleme sağlar. Standart kokpit kaplaması ve karmaşık iki renkli kaporta boyası ile R 90 S 1970’lerin tasarım klasiği olarak görülür.

R 100 RS Modeli

1976 : R 90 S, S 1000 RR ile bir arada.

Piyasaya ilk çıkışından itibaren BMW kendisine motor sporları dünyasında belli bir yer edinir. 1976 yılında Daytona, Florida’daki Motosikletçiler Birliği’nin ilk superbike yarışında, Steve McLaughlin ve Reg Pridmore yalnızca seri üretim için hazırlanan prototip modellerle BMW adına iki zafer kazandığında BMW 90 S heyecan yaratır. Bugün S 1000 RR superbike da seri üretim modellere çok yakın motosikletlerle BMW Motorrad’ın gördüğü coşkuyu sürdürüyor. Yetkili bayilerde bulunabilecek motorlar dünya çapında tüm yarış pistlerinde yanan izler bırakabilir.

1976 : R 100 RS, BMW Motorrad’ın standart tam aerodinamik kaplamalı olarak rüzgar tünelinde geliştirdiği dünyanın ilk seri üretim motosikletidir. Bu, motosiklet üretiminde yeni bir çağın habercisi olur.

1976 : R 100 RS, S 1000 RR ile bir arada.

BMW Motorrad 1976 yılında, aerodinamik özellikleri bir rüzgar tünelinde optimize edilen ilk motosiklet olan R 100 RS modelini tanıttı. Sağanak halinde yağan yağmur altında gerçekleştirilen basın tanıtımı, gazetecilere entegre kokpiti ilk elden deneyimleme fırsatı verdi. O zaman benzeri olmayan bir biçimde motosikletin gidonu ile birleştirilen kokpit kötü havalarda mümkün olan en iyi korumayı sağlıyordu. Bu yüzden R 100 GS modelinin dört farklı ülkede “Yılın Motosikleti” olarak adlandırılması pek de şaşırtıcı olmadı. Günümüzde rüzgar tüneli kullanımı motosiklet tasarımı geliştirme çalışmalarının standart bir uygulamasıdır. Başarılı aerodinamik özellikleri yol tutuşu ve yakıt tüketimine etki etmenin yanı sıra, S 1000 RR’nin sadece 2,8 saniyede 0’dan 100 kilometre hıza ulaşmasını da sağlar.

R 100 RT Modeli

1978 : Konforu artırmak amacıyla üretilen aerodinamik kaplama sayesinde, sportif R 100 RS modelinden bir uzun mesafe gezinti motosikleti geliştirilir. RT harfleri hala BMW’nin gezinti motorları ürün yelpazesi ile eş anlamlıdır.

R 45 Modeli

1978 : R 45 tanınmış BMW motosiklet sürüş keyfini daha uygun maliyetli giriş sınıfına getirir. Yeni sürücülerin ve motosiklet sürmeye geri dönenlerin BMW’nin tipik boxer motoru ve mil tahriki gibi özelliklerinden uzak kalmaması sağlanır.

R 65 Modeli

1978 : “Küçük” R 45 modeli çoğunlukla ihraç piyasası göz önünde bulundurularak üretilen orta seviye 650 cc’lik model için bir temel oluşturur. Bunu kısa süre sonra kokpit kaplamaları küçültülen R 65 LS modeli izler.

1980’ler
BMW Motorrad, yenilikleri motosiklet tutkunlarının beğenisine sunuyor!

1980’lerde BMW Motorrad bir dizi sürpriz yenilik üretir. 1980’de devrim niteliği taşıyan salıncağın sunumunun ardından, 1087’de R 100 GS ile BMW paralever sistemi sunulur. Paralever tahrik milinden kaynaklanan tepkiye neden olan rahatsız edici kuvvetleri azaltır. Bu durum hızlanırken ya da yavaşlarken motosikletin arka kısmının yükselmesini ya da çökmesini büyük oranda engeller. 1988 ilkbaharında BMW aynı zamanda motosikletler için elektronik/hidrolik Kilitlenme Önleyci Fren Sistemini (ABS) de sunan ilk üreticiydi. Bunların da ötesinde, K 1 IFMA ’88’in de göz bebeği olur. Bu, dünyanın dijital motor elektronik sistemini içeren ilk motosikletidir ve heyecan verici ve alışılmışın dışında bir tasarıma sahiptir.

1980’ler
Yeni segment: Seyahat amaçlı Adventure.

BMW’nin arazi yarışlarına girişinin ardından, 1980 yılının yazında başarılı arazi motosikleti BMW R 80 G/S adı altında üzerinde değişiklik yapılmış seri üretim Adventure tipinde piyasaya sürülür. G “Gelände” (= arazi), S “Strasse” (= yol) anlamına gelen G/S kısaltması ile BMW günümüze kadar motosiklet piyasasında temel bir kategori oluşturan büyük, konforlu seyahat amaçlı Adventure motorları için bir segment oluşturur. BMW, bugüne kadarki motosiklet dünyasında önemli bir kategori olan seyahat amaçlı büyük ve konforlu Adventure motosiklet segmentini meydana getirir.

1981: BMW R 80 G/S’nin olağanüstü başarısı

Seksenlerin başında BMW “boxer” motoru çöle gönderir. Yön bulma yeteneği sayesinde “Afrikalı” olarak adlandırılan Fransız Hubert Auriol sayesinde BMW dünyanın en zorlu rallisini kazanır. Auriol başarısını 1983’te de tekrarlarken 1984 ve 1985’te Belçikalı Gaston Rahier adını şampiyon BMW sürücüleri listesine yazdırır.

1980’ler
K 1’in geliştirilmesi.

BMW geliştirme mühendisi Josef Fritzenwenger’in boylamasına yapılandırılmış sıralı bir motoru yatay olarak yerleştirilme düşüncesi, 1983’te seri üretime geçirilir. K serisi doğar ve denenerek onaylanan çift silindirli boxer’ın yanındaki yerini alır. Makine mükemmel aerodinamik için geliştirilir. K 100 RS’yi temel alan K1 yeni dört valfli motora, bir paralever salıncağa ve hafif üç kollu jantlara sahiptir. Yüksek hızlarda yeterli dengenin sağlanabilmesi amacıyla, K1’in şasisi güçlendirilir ve gerçek bir güç için aks aralığı 50 mm artırılır.

1980’LERİN MOTOSİKLETLERİ

R 80 G/S Modeli

1980 : BMW, R 80 G/S modeliyle BMW adventure motosikletin ilk seri üretim versiyonunu sunar. Bu yalnızca silindir kapasitesi bakımından en büyük model olmasının yanı sıra, arka tekerleğin salıncakla kontrol edildiği dünyanın ilk motosikletidir.

K 100 Modeli

1983 : K 100’ü diğerlerinden ayıran özellik, boylamasına yapılandırılmış, silindirleri yatay olarak yerleştirilmiş su soğutmalı sıralı bir motor ve flanş montajlı şanzımandır. K serisindeki tüm motosikletler gibi K 100’de delikli borulardan üretilmiş modern bir köprü şasiye ve monolever arka tekerlek salıncağına sahiptir. Boxerlarda olduğu gibi krank mili de uzunlamasına konumlandırılmıştır.

K 75 Modeli

1985 : K 75 K serisinin giriş seviyesindeki modeliydi. Bu motosikletin bir dizi farklı versiyonu mevcuttur ve 75 bg gücündeki güvenilir üç silindirli motoru sayesinde resmi kurumlar arasında rağbet görür.

R 80 GS Modeli

1987 : R 100 GS modeline teknik açıdan benzer küçük GS tork destekli bir paralever salıncağına, çapraz kollu jantlara ve 24 litrelik yakıt deposuna sahiptir.

R 100 GS Modeli

1987 : BMW boxer ürün yelpazesinde yeni bir üst model olan R 100 GS adventure gelişmiş bir yürüyen aksam ve büyük karbüratörü ve yeni egzoz sistemi sayesinde daha yüksek tork sağlayan güçlü bir 980 cc motora sahiptir. Arka tekerlek mil tahrikinin düzeltme torkunu dengelemek üzere ilk kez çift hareketli salıncaklı bir paralever tarafından kontrol ediliyordu. Öne çıkan diğer bir özellik de tubeless lastiklerin kullanılabilmesini sağlayan çapraz kollu jantlardır.

K 1 Modeli

1989 : K1 temel olarak şirket profilini geliştirmek ve yeni teknolojiyi gözler önüne sermek amacıyla tasarlanır. Üretiminde, dörtlü valf teknolojisi ve dijital motor elektronik sistemi, paralever arka tekerlek salıncağı ve dört pistonlu fren kaliperleri kullanılır. Ön tekerlek kaplaması aerodinamik olarak optimize edilen kaplamaya uygun hale getirilir.

1990’lar
BMW’den cesur ve ilgi çekici yenilikler

BMW Motorrad 1991 yılının ilkbaharında motosikletler için kapalı devre üç yollu katalitik konvertör sunan ilk motosiklet üreticisi olarak çevreyle ilgili artan kaygıları paylaştığını gösterir. Bu BMW’yi çevresel sorumluluk anlamında motosiklet piyasasında ön saflara taşır.

R 80 GS Basic modeli de aynı zamanda BMW Motorrad’ın Spandau’daki tesislerinde üretim hattından çıkan klasik iki valfli boxer neslinin son modelidir. 70 yılın ardından Alman motosiklet tarihinin uzun bir bölümünün sonuna gelinir.
Özetle, 1923 tarihinden beri dünya çapında 684.830 adet klasik boxer serisi motosiklet satılmıştır.

R 110 RS, elektronik motor yönetimi ve baş kısımda iki kam miline sahip, yeni dört valfli boxer modellerinin ilki olur. Bunlarla birlikte, yeni nesil boxer motorların üretime başlamasıyla, BMW yeni, markaya özel ve yenilikçi bir ön tekerlek yönlendirme sistemi olan teleleveri de tanıtır.

1990’lar
Funduro F 1993 – Eurobike.

Geleneksel iki silindirli yatık çift “boxer” serisi ve K Serisi 1993 sonunda birleştirilerek üçüncü bir seri yaratılır. Başlangıçta F 650 ile temsil edilen F Serisi. 1966’dan beri ilk tek silindirli BMW, müşterek bir Avrupa projesidir. BMW, teknolojik konsepti ve dinamik tasarımı, geliştirme çalışmalarını destekleyen ve montaj sürecini yöneten, işbirliği yaptığı ortağı Aprilia ile birlikte geliştirir. 650-ccm-tek silindirli 4 supaplı motorun BMW spesifikasyonlarına göre modifiye edilen üretimi, Avusturyalı motor uzmanı Rotax tarafından üstlenilir. Mayıs 1995’te, BMW, güncel ürün yelpazesinde yer alan tüm motosikletlere standart olarak katalitik konvertör takan ve aynı zamanda ilgili modellere de bu aksamı takma olanağı sunan ilk üreticidir.

1990’LARIN MOTOSİKLETLERİ

F 650 Modeli

1993 : Giriş seviyesi model tek silindirli dört valfli motor, milli tahrik yerine zincirli tahrik, tek parça kutulu çelik şasi, önde teleskopik çatal ve arkada çift salıncağa sahiptir. Motosiklet yalnızca 189 kg ağırlığındaydı. F 650 eğlence ve gücü bir araya getirir ve hatta orta ölçekte arazi kullanımına da uygundur.

R 1100 RS Modeli

1993 : R 110 RS yeni BMW dört valfli boxer neslinin ilk temsilcisidir. Bu spor tourer, karakter, gelenek ve en son teknolojiyi dünyadaki hiçbir motosikletin yapmadığı gibi bir araya getirir. Özelliklerden biri motosikletin sürücüsüne kişisel olarak uyarlanabilmesini sağlayan ergonomi paketidir. Kaplama ve gidonlar değiştirilebilirken, parçalı sele sürücünün boyuna göre ayarlanabilir. Özellikle süspansiyon ve sönümlemeyi tekerlek kontrolünden ayıran yeni telelever özellikle devrim niteliğinde bir yeniliktir.

R 1100 GS Modeli

1994 : BMW Motorrad R 1100 GS modelini R 100 GS’nin mirasçısı olarak sundu. Motor RS modelinden alınmıştır, ancak odak noktasını tork ve çekiş gücü oluşturur.

R 1200 C Modeli

1997 : R 1200 C ile BMW ilk kez Cruiser motosikletler alanına girer. Hem boxer motor hem de R 1200 C modelinin tasarımı cruiser fikrine tamamen yeni bir yaklaşım getirir. Cruiser “Tomorrow Never Dies” adlı James Bond filmindeki rolü sayesinde dünyada tanınır.

R 1150 GS Modeli

 

1999 : R 80 G/S modelinin piyasaya sunumundan yaklaşık 20 yıl sonra, R 1100 GS’nin mirasçısı olarak piyasaya R 1150 modeli sunulur. Motorun yanı sıra, şanzıman, yürüyen aksam ve ön bölüm de revize edilmiştir. Yol tutuşunu artırmak amacıyla R 1100 S modelindeki daha hafif telelever bu modelde de kullanılmıştır.

C1 Modeli

1999 : C1 motosiklet ve otomobilin yenilikçi bir sentezidir ve büyük şehirlerde ve yerleşim alanlarında alternatif bir ulaşım yöntemi olması amaçlanır. Benzersiz güvenlik konsepti içerisinde güvenlik hücresi, çarpışma elemanı, kemer sistemi bulunur ve sürücülerin çoğu yerde kask takma zorunluluğunu ortadan kaldırır. Geleceğe hoş geldiniz!

2000’ler
Enine ve yenilikçi 4 silindirliler!

1983 yılında, BMW, ilk 4 silindirli modelleri olan K serisini yarattı. Bu serinin merkezinde, boylamasına ve yatay olarak yerleştirilen ‘Kompakt Çekiş Sistemi’ yer alıyordu. Yalnızca 20 yıl sonra, INTERMOT 2004’te, BMW, enine yerleştirilmiş ilk 4 silindirli motorun kullanıldığı K 1200 S’yi sundu. 167 bg çıkış gücü, BMW Motorrad için tümüyle yeni bir güç boyutuna geçiş anlamına geliyordu. 81,3 kg’lık ağırlığıyla (debriyaj ve şanzıman dâhil) ve ileriye doğru 55 derece eğimiyle motor etkileyiciydi. Silindir kafasının geometrisi ve supap iticileri kullanılan supap kontrol sistemi, Formula 1 teknolojisinden alınmıştı.

 

Seri üretim bir motosiklette ilk kez olmak üzere, yürüyen aksam elektronik olarak ayarlanabiliyor ve devrim niteliğindeki ‘Duolever’ ön tekerlek kontrolü için ilk kez kullanılıyordu.

K 1200 S’nin pazardaki başarısından sonra, 2005 yılında o zamanlar dünyanın en güçlü çıplak motosikleti olan ve aynı zamanda BMW PowerCup için temel model olacak K 1200 R gelir. BMW modelleri arasında ‘Gran Turismo’ olan K 1200 GT, 2006’da piyasaya sunulur. O zamana kadarki en güçlü BMW serilerini tamamlayan yeni bir teknolojik donanıma sahiptir.

2000’ler
Yeni tek silindirli motosikletler.

F 650 GS ve F 650 Dakar modelleri ile BMW, 2000 yılında adventure konseptini tek silindirli modellere başarıyla aktarır. Richard Sainct’in 1999 ve 2000 yıllarında Dakar rallisinde elde ettiği zaferler daha da fazla medya ilgisi çeker . Arka tekerleğin dişli kayışla tahrik aldığı ilk BMW olan F 650 CS ile BMW, bir ‘street carver’ yaratır. Intermot 2006’da BMW, tek silindirli motosikletlerin yeni bir yorumu olan G serisini tanıtır; tavizsiz bir tasarıma sahip olan ve çevik sürüş dinamikleri sunan XMoto, XChallenge ve XCountry modelleri genellikle genç müşterilere yöneliktir.

2000’ler
WSBK :  S 1000 RR.

2009 yılında, yen bir çağın habercisi olan ve ortağı Alpha Racing ile birlikte superbike dünya şampiyonasına giren BMW’nin yeni geliştirdiği super spor motosiklet S 1000 RR modeli piyasa sunulur. Daha ilk sezonda ilk on içerisine girilen çeşitli yarışlarda, takım hayranlarının kalbinde kendine yer edinir.

Rekabet gücü, alüminyumdan yürüyen aksam, radyal lastikler, canlı arka yukarıda ön kısım aşağıda tasarım, canlı renkler ve elektronik sürücü destek sistemlerinin inanılmaz bileşimi hiçbir şüpheye yer bırakmaz. “RR” yarış pistlerinde geçerli olan ilkelerin en saf halini yansıtır.

Bunun yanı sıra seri üretim modeli S 1000 RR’de yarışçı kökenlerine sadıktır. Yarış pistlerinde edinilen deneyim seri üretim RR modelinin çeşitli gelişim safhalarına entegre edilmiştir ve iki yönde de derin bir bilgi alışverişi gerçekleşmiştir.

2000’LERİN MOTOSİKLETLERİ

F 650 GS Modeli

2000 : F 650’nin mirasçısı olan bu motosiklet büyük kardeşi R 1150 GS’ye benzer ve dijital motor elektronik sistemi ve regülasyonlu katalitik konvertör özelliklerine sahip ilk tek silindirli motosiklettir. Bu tek silindirli motosiklet düşünülerek özel bir ABS sistemi geliştirilmiş ve opsiyonel ekstra olarak sunulmuştur.

F 650 CS Modeli

2001 : F 650 tekli salıncak, kayışlı tahrik ve yeni bir saklama konseptine sahiptir. Scarver modeli (street ve carving terimlerinin bir araya gelmesinden oluşur) F 650 GS’nin ayarlanabilir, kolay kavranabilen debriyaj koluna, değişiklik yapılan sinyal düğmesine ve araç üzeri şarj soketine de standart olarak sahiptir.

K 1200 GT Modeli

2002 : K 1200 LT ve K 1200 RS arasında K serisine bir ek olarak tasarlanan K 1200 GT, iyi bir gezinti performansıyla birlikte maksimum çeviklik ve dinamik gücü hedefler. “GT” harfleri Gran Turismo ifadesinin kısaltmasıdır ve sürücü ve yolcu için üst düzey bir gezinti konforunun yanı sıra seviyeli sportif özelliklerle eş anlamlıdır.

R 1200 GS Modeli

2003 : Yeni R 1200 GS modelinin Ekim 2003’te tanıtılmasıyla, BMW Motorrad, GS’nin 30 yıllık başarı öyküsünde yeni bir dönem başlatır. Fazladan 15 bg güce sahip çok daha dinamik motoru ve ağırlığının 30 kilogramdan daha fazla azaltılması sayesinde, çok popüler ve çok yönlü Adventure motosikletlerinin yeni standartlarını belirler. Bu model, yeni boxer motor neslinin ilk motosikletidir ve yeni R 1200 GS Adventure modeliyle 2005 yılında bir kardeşi olur. Bu ikon haline gelmiş motosikl

et dünya çapındaki satış listelerinde 2007’den bu yana DÜNYA ÇAPINDA EN ÇOK SATAN MOTOSİKLET unvanını taşıyor.* Bu inanılmaz başarı hikayesi 2013 yılında piyasaya sunulan hava-sıvı soğutmalı YENİ nesil R 1200 GS modeliyle devam ediyor. *(Dünya çapında 600 cc’nin üzerindeki motosikletler).

K 1200 S

2004 : K 1200 S üstün sürülebilirlik ve her zaman kontrol altındaki gücü ile ikna edici sportif bir karaktere sahiptir.

G 650 X ailesi

2006 : BMW’nin tek silindirli modelleri, yeni G 650 X ailesi ile 2006 yılında genişler. Ateşleme sistemi çelik bir muhafaza içerisine yerleştirilmiş, iyi bilinen ve sağlam bir 650 cc’lik tek silindirli bir motorun güç sağladığı bu modeller; tasarım, yürüyen aksam ve jantlar açısından fak

lılık gösterir. Ailenin en dinamik üyesi G 650 XMoto, Super Motard tipi yol tutuşu ile sürücüleri heyecanlandırır. Kardeşleri G 650 X Country ve XChallenge ise arazide ve şehir içinde yapılan kısa yolculuklarda çok daha fazla keyif sunar.

F 800 ST

2006 : FS 800 S modeline tasarım açısından büyük ölçüde benzeyen F 800 ST aerodinamik olarak tamamen kaplanmış gezinti için yüksek gidonlara, yüksek cam paneline ve bagaj köprüsüne sahip bir modeldir.

F 800 S

2006 : BMW Motorrad F 800 S modelini F 800 serisinin ilk üyesi olarak piyasaya sundu. Bu model, hafif köprü şasili, tek salıncaklı ve kayış tahrikli yarı kapalı bir spor motosikletti.

S 1000 RR

2008 : Bin yılın süper motosikleti S 1000 RR, alüminyum şasisi, radyal frenleri, arkası yüksek burnu aşağıda tasarımı ve elektronik sürücü destek sistemlerinin kusursuz kombinasyonu sayesinde motosiklete saf bir yarışçı gücü sunar.

F 800 GS

2008 : F 800 GS, F 800 S modelinin touring adventure versiyonudur ve arazi özellikleri ile mükemmel yol tutuşunu bir araya getirir.

F 800 R

2009 : Mükemmel bir iki silindirli roadster olan bu çıplak motor, saf motosiklet kullanım keyfini günlük kullanım özellikleriyle birleştirir.

2013 : BMW 90.Yıldönümünü kutluyor.

Kaynak

(Ziyaretçi 24 kişi, 1 tane bugün)

Video